11 Temmuz 2009 Cumartesi

Derya Deniz Hayaller

Ne anlatmalıydı o karsımda sustuktan sonra…

Oysa ne kadar da benimsemişizdir, derya deniz hayaller kurmayı. Neresinden başlasak da anlatabilsek ona, ne aşklar, ne umutlar tükeniyordu değil mi? Cesaretsiz bir yürekten başka ne acıtabilirdi ki bizi.

Evet, cevabı duyabiliyorum…

Aslında ben bunu bir kere daha yaşamıştım. Soğuk bir Ankara gecesiydi. Çiğ düşmüş çimenleri ısıtan sokak lambası bilir. Sorsanız hala unutmamıştır, beni.

Kimilerine göre; Değişen sadece kişilerdi, acılarımızın bir farklılığı yok! Zamanında çekip giden olamadıktan sonra bu ruh bu bedenden daha çok çekecekti. Neden vicdan azabı hissediyordum, neden bu kahrolası ruh bu kadar savaşıyordu anılarla? Galiba yolculukları yarım bırakmak bana göre değildi! ‘anılarımı çok mu fazla sahipleniyordum ne?’

Evet, evet bana göre değildi, sadece bana göre değildi.

‘Umut uğruna savaşmayı göze aldığın sürece sana senin olanı verir.’ Peki ya senin olduğunu sandığın şey, size (ikinize) aitse! İşte o zaman sadece senin olduğu kadar ömrü olurdu umudunun. Gerçek kara, kara puntolar ile zihnime manşet atıyor ve buna yavaş yavaş ruhum da alışıyordu.

İnsan kaldığı yerden başlamalı hayatına, kaldığı yerden… Peki ya nerde kaldığını bilmiyorsa ve her bir parçası bir zamanlar güldüğü, ağladığı, öylece dolaştığı yerlerde kaldıysa. Bir cevap arıyorum!

Öyle bir cevap olmalı ki bu, söküp atmalı bu vicdan azabımızı, hayal kırıklıklarımızı, zihnimizdeki binlerce kare fotoğrafı…

"Dur. Dur gitme! Daha da anlatacaklarım var. Bu kadar ucuz olmamalı karşımda; ben hayaller kurarken senin acı çekmemek için uzak durduğun o doğuştan ölü hikâyelerin bedeli."

2007 Mart / İstanbul

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Recent Visitors