21 Eylül 2010 Salı

Satır başlarından!

Yazamadık bizde karalayalım dedik:

1 - Vapurdayım. Hastayım. İki sevgili bu hafta salı ve perşembe günleri karada geçinemedikleri her halinden belli olan bir edayla, vapurda da geçinemediklerini belli ettiler. Elimde tostum, portakal suyumdan yudumlanırken ve de yumulurken akan kaşara ‘Sen bana bu şekilde hitap etme hakkını da nerden buluyorsun?’ sesi önce vapurda, sonra tüm Marmara’nın karanlık sularında azalan bir yankıyla son buldu.

Kitabımı okuyacaktım oysa ama karşımda şiddetli bir geçimsizlik baş göstermişti.

Erkek, kız arkadaşının sorduğu soru karşısında gülerek vapurdan dışarı baktı. ‘Acaba evlenmesek mi dedi?’

Tostumun kaşarı dudaklarımla ekmek arasında uzadıkça uzadı…

2 - Uzun süredir kullanmıyordum ama yine açtım facebook’u, yazılarımı yaymak pahasına katlanmaya karar verdim, gizliliğimi koruyamayarak.

3 - Şimdi yazacağım emir kipleri beni çileden çıkardı.



Dikkatinizi çekti mi bilmiyorum ama içten içe çok fazla direktife maruz kalıyoruz.

‘Facebook sosyal bir ağdır, hemen üye olun…

(Üstteki metni daha sonra: Facebook tanıdıklarınla iletişim kurmanı ve hayatında olup bitenleri paylaşmanı sağlar, şeklinde değiştirdiler.)
Biraz daha sağdan

Kişisel bir ileti girin!
Arkadaş edinin!

Oturumu sürekli açık tut!

Arkadaş olarak ekle!

Video paylaşın!

Profilinizi güncelleyin!

Uygulamaya gidin!

Ahmet Ayşeye hediye gönderdi, sende gönder!

Yeter!


''Daa-ha fazzz-las-ıı-nı iss tee' diyo...''
4- Oysa ne kadar da zararsız geliyordu çocukluk yıllarımda ‘Daha fazlasını iste’ diyen reklam sloganı.

5 - Bilmem siz de fark etttiniz mi, artık takip etmiyor martılar vapurları, ya da simit atmıyor uzun bir süredir martılara vapur yolcuları…

6 – Kadınlar gerçekten de güzel olduklarını duydukça mantıklı düşünme ve hareket etme yeteneklerini kaybediyorlar. Ve silah oluyor dış görünüşleri karşı cinse hükmetme pahasına. Küçük bir not kadın insana: Dişiliğiniz silahınız olmamalı zira o asaletinizin bir referansıdır...

7 – Yol ortasında toplanmış güvercinler yemek yerken üzerlerine ağzı beş karış açık, dili dışarıda, kahkahalarla koşan çocuğu anlıyorum ama seni anlamıyorum Eminönün’deki kuşlara demir bilya atan varlık.

8 - Her şey bir yanlış anlaşılmadan kaynaklandı, sanırım. Eminim 'O' da böyle olsun istemiyordu. 1, 2, 3, 4 derken "O" da vazgeçti kitap göndermekten.

9 – Son olarak; Geçen gece rüyamda ölmüştüm. Uzatmayacağım. Büyükçe bir kapının önünde dizilmiş bekliyorduk ölen diğer bedenlerin ruhlarıyla. İçeri girmeye çalıştım, uçurumdan düşenler vardı.Düşüşlerini izliyordum -girenler oldu mu, bilmiyorum, o kapıdan- ama kapıyı her zorladığımda üzerime kapanıyordu…

20 Eylül 2010 Pazartesi

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Recent Visitors