24 Temmuz 2012 Salı

Satır Başlarından XI: Her şeyin başı ego


Senin hayranlık duyduğuna bir başkası kıyıyor ya, zulüm böyle ete kemiğe bürünüyor işte...

Her şeyin başı ego: 'Arkadaşım olma abonem ol!..'

Neden insan gittiği yerin cümle âlem, tarafından bilinmesini ister, insan neden özel yaşam alanını bu denli beyan etme, daraltma ihtiyacı duyar bilmedim.

Bahçelievler'de Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesini sordum. 10 kişiden 8'i üniversitenin nerede olduğunu bilemedi. Dedim ben denk gelmişimdir. Ama 1 hafta önce gene yolum düştü, Bahçelievler'e. Garanti Bankası arıyorum. Sormaya da çekiniyorum artık... 3 kişilik bir topluluğa sorduğumda aralarında geçen diyalog şöyleydi:

A:  Hım Garanti Bankası (Etrafına bakınarak)

B:  Garanti Bankası var mı burada? (Arkadaşlarına bakarak)

C:  Vallaaa ben bilmiyorum, Vedat Abi (Etrafına bakan Vedat abisine bakarak)

Konu benden bağımsız ilerleyince ben de konuya dahil olmaya çalışan garibanı oynayınca pes etmem gerektiğini geç de olsa anladım. Neyse ben gülerek ve teşekkür ederek uzaklaştım. 20 dakika sonra bir galeri sahibine sordum (GB ile arasında 30 metre var, yok!). Yok o da bilmiyor!

Halkbank, Kuveyt Türk Bank ve bana umut olan TEB Bankası'nı görünce ‘kesin yaklaştım’’ dememe kalmadan yaprağı gördüğüm gibi şubeye girdim. İşlemlerin yapılmasını beklerken kapıdan içeri can havliyle, terlemiş, anlı kızarmış bir adam girdi. ''Burası Bahçelievler di mi?'' dedi!

Acıbadem'de ön kapıdan inmeye yeltenen kadına kapıyı ardına kadar açan otobüs şoförü; Haydarpaşa'da 'ön kapıdan inebilir miyim' diyen kendi halindeki adama öküz başta olmak üzere demediğini bırakmadı!

İsveçli bir grup evli ve göbekli bilim insanı evlendikten sonra neden kilo aldıklarını araştırmışlar!:) Vardıkları sonuca göre; seks yapmak için barlarda, gece kulüplerinde, ev partilerinde, iş yemeklerinde, tatilde, özel davetlerde, cuma akşamları  laboratuardan çıktıktan sonra, hafta içi ya tutarsa aşkıyla çıktıkları sokak partilerinde harcadıkları zamanın ve enerjinin evlilikle birlikte miniminize ve pasifize olduğunu ortaya koydular.

Uykusuz dergisi yazarlarından bazıları vaktiyle ‘’bu iş blog yazmaya benzemez’’ gibi bir densizlik etmişti. Geçenlerde geçmiş iki sayıyı elime aldım. İmla hatalarını geçtim artık ama o ne biçim sayfa düzenlemedir, (Aynı sayfada 2 aynı espiri ve üstelik 2’sinin metni neredeyse aynı) o ne basit espirilerdir. Soktaki insan yapsa ağız bükersin, arkadaşın yapsa ‘’bi s.k.t.rgit dersin!

Kadıköy’de gidilecek güzel müzik dinlenecek, temiz içki içilecek yer kaldıysa ne olur bi e-posta!

Esen rüzgar arkanızda; gölgelikler üzerinizde olsun...

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Recent Visitors