23 Ağustos 2012 Perşembe

Ayva Meyvesi


İnsan tatilden dönünce iki şeye çok üzülüyor.

Birincisi vardığınız şehirde baştan aşağı griye çalmış gökyüzü ve ıslak sokaklar.

İkincisi de ayva ağaçlarının yumruk kadar olmuş meyvesi. ‘’La daha o kadar olmadı’’ diyerekten ayva ağacının üzerine gidesiniz geliyor!

Öyle, işte beni bu defa ikincisi vurdu.

21 Ağustos 2012 Salı

Bir bakışma belgeseli: Kırmızılı kadın ve ben


Deniz üstü, dağ dibi bir bar.

Barda uzak bir köşeden dans eden insaları izliyordum. Önümden saatler önce voleybol oynadığımız kadınla birlikte vadiye gelen ancak bizi uzaktan izleyen kırmızı elbisesi dizlerinin üstünde, uzun boylu, esmer, güzel kadını gördüm.

Barda yüz yüze geldik. Gözlerimi hemen çektim. Etrafındaki atılgan erkeklerden sıkılmış bir hali vardı. İki dakika sonra bana doğru yürüdü. Yanı başıma kadar geldi ve uzaklaştı. Üzerime alınmak istemedim. Sonra almadım ve gidip arkadaşlarımın yanına oturdum. Bakıyordu. Baktım. Sonra ben baktım. O da baktı.

Benden kat kat daha cesaretliydi. Gelip bir metre kadar uzağıma küçük duvara oturdu. O sıra barın girişine Efsane geldi. "Gel otur" dedim. Sessizce. "Yok" dedi. "Gel la..." dedim. "Ih ıh" dedi. Soluna bakınca durumu anladı. "He ben oturayım o zaman" dedi. Kalktım hemen 3 adım uzağımdaki kırmızılı kadının, 2 adım yakınına oturdum. Bu kadar yakından bakışmak zordu. Sigarasını atacak yer aradı. Duvarın kenarına bırakmasını istedim. "Yere atmam" dedi. Gidip. Biraz ötede söndürerek bir mum kabının içine bıraktığını söyledi.

Tanıştık. İşlerimizi öğrendik. Kalktı ve gitti. Bir bira daha alıp geldi. 3.’yü içiyordu. Sigarasını yaktım. İçti. Söndürdü. Yere attı. "Böyle zamanlarda ben de de oluyor" dedim. "Ne dediğini anlamadım" dedi. Anlamdığını bilmiş olmanın verdiği güvenle "5 dakika önce karşı çıktığım davranışı yaptın" dedim. Bu kez ya duymadı ya da anlamamazlığa verdi.

Müzik oldukça kötüydü. Nereden geldiğini sordum "Marmaris" dedi. Ben de yarın o taraf doğru gideceğimi söyleyince uzağa baktı. Anladım. Gitme vakti gelmişti. Gitti. Tam karşıma geçti. Barın denize bakan tahta korkuluklarına çıkıp oturdu. Baktı.Uzun, güzel ve çıplak bacakları atılgan erkekleri kısa bir süre sonra etrafına topladı. Sanırım savaşmamı bekliyordu. Bir süre daha bakışmaya devam ettik...

Henüz tanıdığım biri için savaşmak fazla özverili bir davrınıştı benim için. Ben de yerime geçtim. Kadının etrafını 6 erkek sırayla kolaçan etti 3'er 3'er yaklaştı. Kısa bir süre onlarla konuştu. Ben vazcaydım. Bu kez arkadaşıyla kayalıkların üzerine kurulu açık hava barının merdivenlerinden inerek sahile gitti. Dakikalar sonra gene geldi. Baktı, baktım ve gitti.

Uyuma vakti gelmişti saat 3 buçukta sahile yatağımı serip uyudum. Yarım saat sonra uyandım. Asma üzümlerin sardığı restoran bahçesinden tuvalete gidecektim. Kafam yerde bahçeye girdim. 5-6 adım sonra bir ses duydum: "Of ya". Kafamı kaldırdım. Kırmızılı kadın masanın üzerine çıkmış. Üzüm salkımı koparmaya çalışıyordu. Rüyamı görüyorum diye düşünmeye başladım. "Saat 4 buçuk ve siz burada üzüm koparıyorsunuz değil mi" dedim. "Evet ama salkımı koparamıyorum" deyince. Yer değiştirmek için izin istedim. Bu kez ben masaya çıktım. Yaklaşık bir 30 saniye salkım kopmadı! Rüyada olduğuma inanıyordum ki, salkımı kopardım. Hani "nereye gidiyorsun" desem "gelsene sen de" diyecek gibiydi. Ki nereye gittiğini biliyordum. Kalabalık bir grup ateş etrafında gürültü çıkarıyordu. İçimden "yarın nasıl olsa gideceğim" dedim. Kısa bir süre baktı. "Haklısın" der gibiydi. "İyi geceler" dedim. "İyi geceler" dedi. Gittik.

Fethiye/Ölüdeniz/Kelebekler Vadisi/Ağustos 2012


LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Recent Visitors