5 Temmuz 2010 Pazartesi

Çağrılaşma (Belgesel)

                                                                                    Ankara-İstanbul arası trendeyiz.

Bir şarkının en fazla üçüncü bilemedin dördüncü notasında susturuldu hep. Hayır, üstelik bir de hatırlayamıyorum, deli olacağım. Kimdi, kimdi? Ses arkadan gelmişti. Uygun adım yanaşmaktayım, sese. Yaşı önemli değil; ama hala vagonun en arkasında, koltukta mutlulukla ve heyecanla çağrılaşmaktaydı… Bana baktı, ürkütmemeye çalıştım. Melodi sıradan bir melodiydi, fark ettim; ama bozuntuya vermedim. Yaptığı şeyi her nasıl anlamlandırıyorsa, anlamlandırmaya devam etsin istedim. Nesli tükenmekte olan son “çağrılaşan insan”dı “O” bir belgeselci edası takınmıştım. Bu durumun ona nasıl bir mutluluk verdiğini anlamadım, acayip mutluydu, kıskandım. Takip ettim, yemekli vagona gitti. Yandaki masaya da ben oturdum. Mutlu mutlu bir şeyler içti, içtim ama ayrı ayrı içtik. Mutlu olan o idi, merakla izleyen ben. Bir ara mutsuzlaştı, telefonu yine eline aldı. Kulağına götürdü, masaya bıraktı, kulağına götürdü masaya bıraktı… Sabahın dördüydü eskimiş bir şehirdeydik. Öğrenci insanlar bindi, gittim baktım yerime biri oturmuş, güzel uyuyordu, canım. Dokunmadım, öğrenciydi. “Çağrılaşan insanın yanına geldim hala mutsuzdu. Telefonun sesi kesilmişti. “Koşullandı dedim kendi kendime.” “Demek ki sesi düzenli aralıklarla duymayınca üzülüyor”. Telefonumun melodisini değiştirdim, diğer telefonumla çaldırıp, kapadım. Bir an irkildi, telefonuna bakınca daha da irkildi, irileşti, büyüdü sanki. Bana baktı, sanki onun yaşam alanına saldırmıştım. Homurdandı, tırtstım. Kalkamadım. Yerimde de öğrenci insan yatmaktaydı, “vaz-caydım” (Vazgeçmek ve yapmak arası ikilemde kalmadan önce, yapacağı varsa da yapmayacağı ya da yapamayacağı eylemin oluşturduğu hal.) Sinirli sinirli uyudu. Tel çaldı, duymadı, yine, yine, yine… Haydarpaşa garına geldik. Kalktım. Masadaki telefonuna göz ucuyla baktım, “99 calling” ups ao! Binlerce parmak hareketi, nasıl bir coşkuydu bu. Çağrılaşan insan kalkmıştı, vagondan çıkmadan yüzüne baktım, dudakları geriniyordu…

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Recent Visitors