23 Mart 2012 Cuma

'Cuma günü içmez amma daha ilerde inşallah'

Elimde Cemal Süreya’nın Üvercinka’sı Kadıköy’den kalkan 14.15 vapuruna yetişme çabasındayım. Ama fena halde açım. Bir sosisli alayım, derken ve alırken. Beşiktaş vapurundaki insanlara el sallamak zorunda kaldım. ''Dedim, olsun. Karaköy’den, tramvay yaparız.''

Karaköy vapuruna bindim. Önce siyah bandanalı yaşlı bir teyze dikkkatimi çekti. Vapurda yer bulamayacağı düşüncesinden olsa gerek! Kapıların açılmasını beklerken kibarca herkesi ite kaka en öne geçti.

Bu arada sol tarafımda bir adam, üç dede kıvamına gelmiş amcaya Taksim’de, Bambi’de kaşarlı dürüm yeme önerisinde bulunuyordu. İçimden ''ne var arkadaş bu kaşarlı dürümde, ıslak hamburgerde'' diyerek ağız, burun, kaş, göz büktüm.

Vapur Karaköy’e yanaşırken bu 3 dede kıvamına gelen amcadan biri. İstiklal’e nasıl gidebileceklerini sordu. Benimle birlikte gelirlerse götürebileceğimi söyledim. Tam dedeleri süzerken dikkat ettim hepsinde de kadife pantolon spor ayakkabı vardı. Hatta biri gri deri bir ‘konvers giymişti.Tam indim, vapurdan. Gri Dede,(konvers giyen) ötekilere,’’ gencin elini tutun la biriniz’’ dedi. Bu dede. Aslen Ankaralıymış. Gebze de otutuyormuş. İstiklal Caddesi’ni hiç görmemiş. İlk kez görecekmiş. Yanındaki iki dede de Ankara’dan arkadaşlarıymış. Başsağlığına gelmişler. Gri Dede'nin hanımı ölmüş!..

Evet ben de sizin kadar hızlı bir tanışma yaşadım. Neyse devam edeyim.

Karaköy altgeçitinden geçerken dedelerden ikisi aniden durdu. Biri Aypod’una pil aldı. Yanımdaki dede, arkadaşlarına’’lanet olasıcalar kıçınızı kaldırın diye bağırdı’’!. Güzel güldüm. Bana döndü. ‘’Hadi biz yürüyelim’’ dedi. Yürüdük. ’’Daha var mı’’ dedi. Ben de ‘’Hemen şurası hatta burası Dünya’nın ilk metrosu, dede’’ dedim. Dede önce ‘’uçağı da ilk biz yapmıştık zaten’’ dedi. ardından da, ‘’Şimdi bu eski olduğu için yavaş da gider değil mi?!’’ dedi.'Yok dedim 1 buçuk dakika.' Dede, ''o kadar hızlı mı ki?'' dedi. Dedim ''yol kısa dedem''.

Tünel'e geldik.

Dedelerle vedalaşma vakti geldi. Tramvay gişesinde bilet kuyruğuna girdiler. Bu kez de içlerinden biri, kolumdan çekti. Çiçek Pasajını sordu. Onu da tarif ettim ama, bir numaralı Gri Dede ‘’bugün Cuma la’’dedi. 'Daha ilerde inşallah dede'' dedim.


13 yorum:

Şirvan dedi ki...

Yolda tanıştığın insanlara her şeyi bir çırpıda anlatmak bu topraklara mı özgüdür acaba?

ysnbzdmr dedi ki...

şirvan'a: sanırım öyle. bu toprklara özgü ama artık yadırganır olmuş bir içtenliğin dışavurumu.

üç ünsüz içinde iki ünlü dedi ki...

bir gün karşılaşırsak yolda, sana cemal abi'den bir selam vericem :)

ysnbzdmr dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
ysnbzdmr dedi ki...

üç ünsüz içinde iki ünlü'ye: derler ya eskiler: başım gözüm üstüne:)

üç ünsüz içinde iki ünlü dedi ki...

ah nasıl içli içli ağlattın beni :)
cemal abi tehditlerin katlandı haberin olsun:)) içimizde kalan çocuklar da olmasa etrafta çocuk bile kalmadı artık bizi masumiyete bulayacak...

ysnbzdmr dedi ki...

üç ünsüz içinde iki ünlü'YE: BUNA BİR BAK: http://ysnbzdmr.blogspot.com/2009/06/peki-kim-bu-devran.html

üç ünsüz içinde iki ünlü dedi ki...

ben büyüyünce "devran'ı" bulup, kırcam ağzını burnunu :)

Adsız dedi ki...

Dogum günümde bana bir Cemal Sureya aldılar: Soluğundan Öptüm Seni. O da demiş ya "aklıma kadeh tutuslarin geliyor, Çiçek pasajında aksamustleri" :))

ysnbzdmr dedi ki...

adsız'a: konu Cemal Süreya ve Üvercinka ise ben en çok, ''Sayın Tanrıya kalsa seninle yatmak günah daha neler'' derim:) şimdi o şiirleri söylemenin vaktidir bu akşamüstüleri:)

Adsız dedi ki...

ve bazı kadınlar "Güzelleme" yi yazmış bir adamın yanında uyanırlar.
"Gözlerin sabahın sekizinde bana açık
Ne günah işlediysek yarı yarıya"
Şans işte :)

ysnbzdmr dedi ki...

adsız'a: o kadınlar şanslı kadınlardır

Adsız dedi ki...

şanssız kadınlardır... öyle adamlar bir sabah gelir, uyandığında yanında olmazlar.

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Recent Visitors