1 Ocak 2013 Salı

Bir TV kölesi belgeseli


Parmaklarını dahi oynatmıyordu. Vücudu iki saatten fazla bir süredir koltuğun sağ köşesinde amaçsız ve işlevsiz durmaktaydı. Sadece o değildi TV ekranına anlamsızca bakan. Ama en çok o hissettiriyordu aynı odada olmanın gereksizliğini. Kör bir bıçağın kolunda yaratacağı o derin kesik için dahi gerekli tepkiyi manasız bulabileceğinin garantisini vermek üzereydi ki; yerinden kalkıp su içme ihtiyacını gidermesi gerektiğini hissetti.

Düşünemiyordu, düşünmeye çalıştığı zamanlarda yüzünde beliren ifade hiçlikti. Suyunu içtikten sonra tekrar televizyonun karşısına geçti. Her hafta merakla izlediği diziye bir kez daha “saçmalık aslında” yorumunu yaptı. Söylenmelerinin yaratacağı etkiyi merakla bekledim. Yaptığı tek hareketin sesi bir kıl kısmak olması bile umut verdi. Aynı umut çok değil, dakikalar sonra sesi artıran “3 kıl” hareketiyle hezeyana dönüştü. Daha fazla izleyemedim!

***

“Daha fazlasını iste” diyen de o, “paylaştıkça artan tat” diyen de.

Kurumsal yerler, ne garip eller.

2 yorum:

Şirvan dedi ki...

Kulaklarım deli gibi ağrırken ve sinüzitim beni öldürürken telefonda konuşmak konusundaki direncimi hatırlattı bu yazı. Tabii bunun bir de aynı acılar eşliğinde ısrarla film izlemeye çalışmak versiyonu var.

ysnbzdmr dedi ki...

Bu ne izlediğine bağlı olarak değişmekle birlikte; ağrı çekerken Gandalf gelse "İşte Hobbit iki dese" de get out" diyesim gelir. Diyebilir miyim bilmiyorum:)

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Recent Visitors