7 Kasım 2013 Perşembe

Satır Başlarından XVI

Şu ara Meksika'da alabildiğince boş bir arazide olmalıyım. Kırmızı toprakta domates, soğan, neyin yetiştirmeli. Arka bahçede çay içmeliyim.

Evden tedirgin çıktı. "Olsun yağmur bana iyi geliyordu" deyip, kapıyı kapadı. Çıkar çıkmaz ceketiyle sımsıkı örtündü. İlerledikçe karşıdan gelen rüzgârla birlikte yağmur daha bir hızlı çarpmaya başladı, suratına. Her damla, üzerine yapışan demir bir bilye gibiydi. Kaç kez o çukurlarda biriken birikintiler yüzünden yolunu değiştirdi? Düşünüp saymaya başladı. Aniden durdu, "12" dedi. Gözü kapalı ağladı.

"Kavgadan ölü çıkmayı hesap etmiştir elbet.  Ama köyün meydanında sergilenmeyi. Veterinerde öldükten sonra kuduz olduğunu düşünenler tarafından kafasının kesilmek istenmesini. Derisinin yüzülmesini. Postunun sergilenmesini. Akıl yoksunu gazetecilerin, editörlerin ve haber sitelerinin “Daha çok leopar var” başlığı atabilecek kadar kışkırtmacı olabileceğini. Hiç hayal etmemiştir elbet". dedim. “Diyarbakır’da leopar olmak” dedi.


Hiç yorum yok:

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Recent Visitors